8 Mart 2017 Çarşamba

ARKADAŞLAR


Zaman çok hızlı akıyor. ‘Rüzgarların Ötesinde’ bu yıl on beş yaşına bastı. Tek bir kitap sığmadı tabi bu yıllara. İkinci kitabı da neredeyse bitirmek üzereyim. En azından ben öyle olduğunu düşünüyorum ama belki de daha yarısına bile gelmemişimdir. Kim bilir? Bunca zaman içerisinde ilk kitabı eşim Pelin iki defa okudu. İlk okumasından sonra iki ayrı yeni bölüm yazmamı istedi. Siparişle bölüm yazmak çok keyifliydi çünkü biri hikayenizi öğrenip daha fazlasını duymak istediğinde, bu durum işinize yoğunlaşmanıza fazlasıyla yardımcı bir unsur oluyor. İki bölümü de yazdım tüm detayıyla. Birinde cüce diyarı Thronbaad’ın nasıl bir yer olduğunu anlatmamı istedi. Diğerinde ise kanatlı prens Tharen’in izci ekipten ayrılıp kendi ülkesi Xheviteria’ya döndüğünde neler yaptığını anlatmamı istedi. Masa başına oturup bilgisayarımı açtığımda daha önceden aklımda hayalimde olmayan detayları yazdım. Bazı yerlerini beğenmedi. Hiç sormadan sildi attı. Ona güvendiğim için ses etmedim. Fazlasını isteyen, beğenmediği yerleri kırptığında da eminim bir bildiği vardır diye düşündüm.
                                                                                                 
Pelin ile sınırlı kalmadı okuma seansları. Çocukluk arkadaşım Orhan, kitabımı okuyan ilk kişi unvanına sahip. Edebiyatla inanılmaz derecede iç içe olan bu kardeşimin kitabımı okuması benim için inanılmaz bir şanstı. Bitirdiğinde yorumu aynen şöyle oldu. Muhteşem, haince planlanmış ve hatta gaddarca. Böylesine keskin hatlarla belirlenmiş bir özet cümlesi beni gerçekten çok gururlandırdı. Nasıl teşekkür etsem bilemedim. Sonra kardeşim Cenk okudu. Edenthreida ordusu için beş bin kişi demiştim ama o, sayılarını detaylı verdiğim birlikleri tek, tek toplayıp beş bin üç yüz kişi olduklarını fark etmişti. Doğrusu okuyanların bu kadar ciddiye alacağını düşünmemiştim. Çok şanslıydım. Ardından Uğur adında bir arkadaşım okudu kitabımı. Bitirdiğinde bir süre üzerinde sohbetler ettik. Anlatırken öyle heyecanla ve keyifle aktarıyordu ki aklındakileri, bu iş oldu dedim. Özellikle cüce diyarını koruyan hayalet ejderha ile ilgili detaylardan bahsederken gözlerindeki heyecanı şaşkınlıkla izledim. Fantastik kurgu seven nadir insanlardan olumlu geri bildirim almak çok keyifliydi. Sonra Barış isminde bir arkadaşım okudu. O da cesurca bazı değişiklikler istedi kitap içerisinden. Çok sevmişti ve daha güzel olmasını istediği için söylüyordu bunları. ‘Troundhorph ormanında yaşayan kurt kız, kuzey diyarların sarışın mavi gözlü hatunlarından olmamalı’ dedi. ‘Çekik gözlü Asyalı bir karakter olmalı.’ diye ekledi. İnanılmaz mutlu oldum. Yazar olan Alper isminde bir arkadaşım var. Gerçekte var olup olmadığından şüpheye düşüyorum bazen çünkü öyle kritik zamanlarda öyle kritik bildirimlerde bulunuyor ki, üstü kapalı gibi görünen açık mesajlar veriyor bana. Rüzgarların Ötesinde kitabımı hiç okumadı. Buna rağmen tüm detayları ile okumuş gibi destekliyor beni. Adeta biliyor ne yazdıklarımı ve gelecek görüyor yazdıklarımda. Teknik ve kritik bir kaç başka konuda bana destek veriyor. Çok merak ettim neden beni böylesine desteklediğini. Sordum bir gün. ‘Sen süper bir adamsın abi.’ diye cevap verdi. Herhalde daha kapalı bir cevap olamazdı. ‘Nedir beni süper yapan?’ diye sormadım. Süper olduğumu düşünmüyorum ama Alper’in gördüğü o küçük ışık her ne ise, onun yaşamasını istiyorum. Çok derin bir adam. Sonsuz güveniyorum ona. Öyle ki, sadece beni analiz edip, nasıl bir kitap yazmış olabileceğimi aklında oluşturabiliyor. Belki de gerçekten biliyor. Dedim ya gerçekte var olup olmadığından şüpheye düşüyorum diye. İnanılmaz bir durum. Nadir insanlar bunlar. Bir şekilde tanıştığım ve arkadaşım olduğu için çok şanslıyım.

Arkadaşlarımın ve eşimin kitabım üzerinde büyük etkisi var. Devam etmekten vazgeçmek için elli tane bahane uydura bilirdim kendime. Onların yaklaşımı ve inancı, bütün bahaneleri ve engelleri bertaraf etmeme sebep oldu. Yazdıklarımı okuduğunda heyecan duyan insanları görmek, bir yazar adayı olarak bana güç veriyor. Öyle ki, ikinci kitapta benim için bile fazla olan bazı cesur hamleler yaptım. Türkiye’den bir yayın evi, ikinci kitap için yazdıklarımı görseydi, eminim ki onun birinci kitap olmasını isterdi. Oysa ben buna asla razı gelmem. Zaten ne değerlendirmelerini ne de yayınlamalarını istemiyorum artık. Sevgili Alper’in yaptığı bir paylaşımda, Hannibal Barca’nın dediği gibi,

Ya bir yol bulacağız,
Ya da bir yol açacağız.

1 yorum: